Bu sefer ele alacağım konu ülkemizde hayvanlara yeterince saygı duyulmaması.Bunun ciddi bir sorun olduğunu düşünüyorum.Bence bir ülkenin gelişmişlik seviyesi insan haricinde ki canlılara verdiği değerle doğru orantılı başka bir deyişle vicdanla.Her gün haberlerde hayvanlara bile tecavüz edip 2 gün göz altına alınıp böyle leş insanların serbest bırakılma haberlerini izlemekten yoruldum.
Devletin buna uygun kanunlar getirmesi ne yazık ki çok geç gerçekleşti.Nefislerine hakim olamayan bu vicdansızlar için 10 yıl az bence bir hayvana bunu yapan insan zihniyet açısından problemlidir.
Benim iki tane köpeğim var ve neredeyse her gün komşularımdan köpeklerimi zehirleyeceğine dair laflar işitiyorum sebebi KÖPEK SEVMİYORMUŞ.Şaka mı bu !? Onların da bir can oldığunu unutmayalım lütfen sizi karşılıksız sevebilecek tek canlı onlar insanlara güvenemezsiniz fakat bir köpeğe sonsuza dek güvenebilirsiniz.Onun size sevgisi karşılıksızdır ve size yalan söyleyemez.
Sevmek için harika sebepler değil mi ? Bence öyle.Soğuk kış günlerinde ve sıcak yaz aylarında içecek veya yiyecek bir şey bulmakta zorlanıyorlar.Bir kaba su koymak sizden bir şey götürmez ama
çok şey kazandırır.Ayrıca en önemli konulardan biri eğer bir köpek sahibi olmak istiyorsanız lütfen barınaklarda ki yüzlerce köpekten birini seçin çünkü barınaklar sandığınız kadar iyi değil ve sevgiye muhtaç köpeklerin hepsi orada.Terkedilmiş,aç bırakılmış veya kaybolan tüm köpekler.
Onların size ihtiyacı var...
Kimse Duymasın !
Karışık takılıyoruz
3 Mayıs 2018 Perşembe
İstiklal Marşı Sorunsalı
Ne yazabileceğim hakkında hiçbir fikrim yok.
Bu nedenle konu başlığımı itiraflardan esinlendim.Size ortaokul 6. sınıfta yaptığım bir rezilliği
anlatacağım.
7-8 kişi boş bir dersimizde sıraları birleştirmiş, şişe çevirmece oynuyoruz.6. sınıfta ki bey-
niyle arkadaşım cesaret sorusuna :
-Kalk İstiklal marşını oku ! dedi (ne kadar vizyonsuz...) tabii bunu okuyunca Mina'nın yine mi Neşe ?
dediğini duyar gibi oldum.Neyse ben de arkadan bağırarak:
-(isim veremem aynı okuldayız şuan) gibi oku! dedim.Adını söylediğim kız ağlamaya başladı koşarak sınıftan çıktı.Bu kız İstiklal marşını hani şu türkçe hocalarının hayranlıkla dinlediği şiir okuyan bazı tipler vardır ya işte tam öyle okuyordu.Bizi gölgede bırakınca ben de bir anlık intikam hırsıyla dalga geçmek istedim ama keşke dilimi arı soksaydı...Herkes etrafına bakıp kim söyledi onu diyordu.
Bir an içimden "Duymamışlaaaarrr !!" dedim.Sınıf başkanı olan C kişisi (kendisini de hiç sevmem)
"Kesin İ.. söyledi ben sesini duydum."Tam o an "Ya hehe !" diyesim geldi ama diyemedim C kişisi hem saçmalıyordu hem iddia ediyordu o sesin İ...'e ait olduğunu.Ben anı anda C kişisinin hem saçmaladığını söylemek istiyor hem de yakalanmamak istiyodum.Üstüne herkes C kişisisne hak veriyordu.Ya tam çıldırmalık ! Bu arada İ benim kankam en yakın arkadaşım ama onu savunamıyodum yoksa ben gidecektim.Ve dayanamayarak kalkıp dedim ki:
-İ çok ayıp !
sonuç olarak tüm sınıf İ'yle bir aya yakın konuşmadı.Burdan sana sesleniyorum kanka çok özür dilerim o sinsi bendim.Zaten hepsiyle okullarımız değişti.Rahat...Seni seviyorum ♥
Bu nedenle konu başlığımı itiraflardan esinlendim.Size ortaokul 6. sınıfta yaptığım bir rezilliği
anlatacağım.
7-8 kişi boş bir dersimizde sıraları birleştirmiş, şişe çevirmece oynuyoruz.6. sınıfta ki bey-
niyle arkadaşım cesaret sorusuna :
-Kalk İstiklal marşını oku ! dedi (ne kadar vizyonsuz...) tabii bunu okuyunca Mina'nın yine mi Neşe ?
dediğini duyar gibi oldum.Neyse ben de arkadan bağırarak:
-(isim veremem aynı okuldayız şuan) gibi oku! dedim.Adını söylediğim kız ağlamaya başladı koşarak sınıftan çıktı.Bu kız İstiklal marşını hani şu türkçe hocalarının hayranlıkla dinlediği şiir okuyan bazı tipler vardır ya işte tam öyle okuyordu.Bizi gölgede bırakınca ben de bir anlık intikam hırsıyla dalga geçmek istedim ama keşke dilimi arı soksaydı...Herkes etrafına bakıp kim söyledi onu diyordu.
Bir an içimden "Duymamışlaaaarrr !!" dedim.Sınıf başkanı olan C kişisi (kendisini de hiç sevmem)
"Kesin İ.. söyledi ben sesini duydum."Tam o an "Ya hehe !" diyesim geldi ama diyemedim C kişisi hem saçmalıyordu hem iddia ediyordu o sesin İ...'e ait olduğunu.Ben anı anda C kişisinin hem saçmaladığını söylemek istiyor hem de yakalanmamak istiyodum.Üstüne herkes C kişisisne hak veriyordu.Ya tam çıldırmalık ! Bu arada İ benim kankam en yakın arkadaşım ama onu savunamıyodum yoksa ben gidecektim.Ve dayanamayarak kalkıp dedim ki:
-İ çok ayıp !
sonuç olarak tüm sınıf İ'yle bir aya yakın konuşmadı.Burdan sana sesleniyorum kanka çok özür dilerim o sinsi bendim.Zaten hepsiyle okullarımız değişti.Rahat...Seni seviyorum ♥
Öğrenci Hayatı Sorunları
Herkese merhaba arkadaşlar.İlk konu başlığım olarak öğrenci hayatında yaşanan zorlukları ele almak istedim.
Fazla klasik olacak biliyorum ama yaşadığımız ülkede öğrencilerin fazla baskı altında kaldığını dü-
şünüyorum.Öğrenci olmak zaten kolay bir şey olmamalı çünkü gerçekten bir çaba sarf etmeniz gerek.
Fakat zaten çok fazla istekli bir öğrenci kitlesine sahip bir toplum değiliz üstüne sürekli değişkenlik gösteren eğitim sistemi ve buna adapte olmaya çalışan öğrenciler isyan etmekte haklılar.
Türkiye de eğitime gereken önemin verildiğini de düşünmüyorum.Dini yöntemlerle eğitim gören öğrenciler,bilim adamı olmak için özel bir eğitim gören öğrenci sayısına fark atıyor.Sizce bu mantıklı mı ? Hayır değil.Öğrenci hayatı stresli,yorucu ve üzücü.Öğrenciler için daha çok bilgiyi kullanabilmeye yönelik sınavlar yapılmalı.Sadece öğrenciler de aranan problemler ailelerde de aranmalı aile baskısı çok önemli bir etken çünkü düşük aldığı için tepki gören çocuk motive edilmek
ve bir daha ki sefere daha iyisini yapabileceği söylenmek yerine azar işitiyor.Öğrencilerin hayatının
hep kolay geçeceğini veya geçmesi gerektiğini söylemiyorum ama bu kadar da stresli geçmemeli.
Bir öğrenci matematikten nefret etmemeli !
Bir öğrenci öğretmeninden nefret etmemeli! Bunların sebebi öğrencilerin en saçma sorusu
BİZ BUNU GERÇEK HAYATTA NEREDE KULLANICAZ HOCAM ?
Öğretmenlerin de öğrencileri farklı görmesi sanki onlar için robot gibiyiz (hepsi için değil) biz asla
haklı olamayız ve asla hata yapmamalıyız...Yaparsak...Bunlar sadece birkaçı.Bu seferlik bu kadar
görüşmek üzere :))
Fazla klasik olacak biliyorum ama yaşadığımız ülkede öğrencilerin fazla baskı altında kaldığını dü-
şünüyorum.Öğrenci olmak zaten kolay bir şey olmamalı çünkü gerçekten bir çaba sarf etmeniz gerek.
Fakat zaten çok fazla istekli bir öğrenci kitlesine sahip bir toplum değiliz üstüne sürekli değişkenlik gösteren eğitim sistemi ve buna adapte olmaya çalışan öğrenciler isyan etmekte haklılar.
Türkiye de eğitime gereken önemin verildiğini de düşünmüyorum.Dini yöntemlerle eğitim gören öğrenciler,bilim adamı olmak için özel bir eğitim gören öğrenci sayısına fark atıyor.Sizce bu mantıklı mı ? Hayır değil.Öğrenci hayatı stresli,yorucu ve üzücü.Öğrenciler için daha çok bilgiyi kullanabilmeye yönelik sınavlar yapılmalı.Sadece öğrenciler de aranan problemler ailelerde de aranmalı aile baskısı çok önemli bir etken çünkü düşük aldığı için tepki gören çocuk motive edilmek
ve bir daha ki sefere daha iyisini yapabileceği söylenmek yerine azar işitiyor.Öğrencilerin hayatının
hep kolay geçeceğini veya geçmesi gerektiğini söylemiyorum ama bu kadar da stresli geçmemeli.
Bir öğrenci matematikten nefret etmemeli !
Bir öğrenci öğretmeninden nefret etmemeli! Bunların sebebi öğrencilerin en saçma sorusu
BİZ BUNU GERÇEK HAYATTA NEREDE KULLANICAZ HOCAM ?
Öğretmenlerin de öğrencileri farklı görmesi sanki onlar için robot gibiyiz (hepsi için değil) biz asla
haklı olamayız ve asla hata yapmamalıyız...Yaparsak...Bunlar sadece birkaçı.Bu seferlik bu kadar
görüşmek üzere :))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)